Aliexpress TR

Malta’nın merkezinde bulunan bu tipik ortaçağ kenti, rahat geceleri nedeniyle “Sessiz Şehir” olarak da bilinen bu şehir adanın en yüksek noktalarından birine bakmaktadır. Arap Medine’sinden ‘Cidden Şehir’ anlamını taşıyan Mdina’nın çevreleyen siperi çevreleyen tepelere muhteşem manzaralar yaşayabileceğiniz sessiz ve zamansız masalsı bir şehir görüntüsünde.

Malta’nın eski başkentidir.  Arnavut kaldırımlı dar sokakları, kiliseleri, manastırlar ve saraylarını keşfederken çok eğleneceksiniz. Mdina’nın savunma duvarları, bütün şehir açık hava müzesi adeta

Mdina

Tarihçilere göre Mdina çevresindeki bölgenin ilk kez M.Ö. 7000 yıllarında Fenikeliler tarafından yaşadıklarına inanıyorlar. Bu insanlar Malta’nın en yüksek gerekçesiyle bir kayalık tepede bulunan ve adada olabildiğiniz kadar denizden uzakta bulunan, bir zamanlar adı verilen Maleth kentini stratejik önemi açısından pekiştirecek sur inşa etmeye başladı sonrasında, Malta’nın Roma döneminde Mdina (Melita) ve duvarları yakın zamanda inşa edilmiş olan Roma Valisi’nin sarayı korumaya devam ettiler. Fakat MS 1091’den sonra sadece Normanlar’ın işgali sırasında Mdina’nın bugün hala görebileceğiniz şekli elde etti. Ortaçağda, kalın surlarla çevrili surları ve geniş hendeği inşa ettiler. Mdina mimarisinin çoğunun aynı zamanda Mdina’nın Melita olarak bilinen zamanlardan geldiği de biliniyor. Arap işgali sırasında, MS 870’den sonra, koruma duvarı Mdina’yı komşu şehir Rabat’tan ayıran (bugün olduğu noktaya kadar) bir yere kadar güçlendirilmiş ve geriye çekilmiştir. 1693’te büyük bir deprem Mdina’nın bir kısmını yok etti ancak St John Şövalyeleri katedrali yeniden inşa ettiler ve Palazzo Falzon ve Magisterial Palace gibi Barok tarzda yeni bir bina inşa ettiler.

Mdina’daki Görülecek Yerler

Mdina Katedrali – St Paul Katedrali, 11. yüzyılda inşa edilmiş ve depremden zarar görmüş 1693 yılında Barok üslupta yeniden inşa edilmiştir. İçinde yaldızlı oymalar, Blessed Sacrament’in güzel şapelleri, St Paul’un hayatını temsil eden heykeller ve tablolar var.

Katedral Müzesi – Başpiskopos Meydanı’ndaki bu müzede, ilk Mdina katedralini kısmen tahrip eden depremden kurtarılmış hazineleri göreceksiniz resim, desen, gravür ve çizimleri. Ayrıca 2000 yıllık eski eşya ile bir madalyon koleksiyonuna ev sahipliği yapıyor.

Palazzo Falzon – Norman evi olarak da bilinen bu otel, Villegaignon Caddesi’nde 1495 yılında yapılmış bir ortaçağ binası. Bu aristokrat köşkte, Malta asaletinin nasıl yaşadığını ve güzel bir sanat, seramik, resim, litografya, silah ve diğer antika koleksiyonuna hayran kalıcaksınız.

Kale – Malta’nın panoramik manzarasını kaçırmamanız gereken bir yer.

Palazzo Vilhena – Yerel fosiller ile yaban hayatı sergileyen Malta’nın Doğal Tarihi Müzesi’ni bulmak için sarayın inanılmaz heykel kapısına girin. Vilhena Sarayı’nın altında, zindanlarda, Orta Çağ’dan 1813’e kadar Malta’da kullanılan orijinal işkence aletlerini görüceksiniz.

Mdina ya nasıl ulaşılır diye soruyorsanız öncelikle Malta adasına gitmeniz gerekiyor buradan bir araba kiralamaya karar verirseniz (ülkeyi tanımanın en iyi yolu) Triq Mdina (Mdina Yolu) için yol işaretlerini takip etmeniz yeterlidir. Toplu taşıma araçlarını kullanmayı tercih ederseniz, Valletta’dan Mdina’ya 51, 52, 53 St. Julians’dan 202, 203 numaralı otobüslerle ulaşabilirsiniz.