Biyografi filmleri ‘SUÇ’  üzerine çekilmiş en iyi biyografi filmlerini sizler için listeledim umarım beğenirsiniz iyi sehirler.

Bonnie ve Clyde (1968)

Yönetmen: Arthur Penn
Amerika Birleşik Devletleri ekonomik bir çöküşün içerisinde can çekişmektedir. Bonnie ve Clyde yaşamak istedikleri hayat için ufak banka soygunlarıyla başlayıp tarihe geçen en ünlü haydut olmayı başarırlar, Peşlerine düşmek üzere olan emniyet güçleri de onları yakalamaya kararlıdır bence insan piskolojisini iyi anlatan bir biyografi filmi.

Beyaz Şeytan – Blow (2001)

Yönetmen: Ted Demme
Çocuklarımız bizim geleceğimiz diye boşuna denmemiş bir insanın yetişkin bir birey olduktan sonra yaptığı şeyler bence çocukluğunun bir yansıması George Gung küçükken maddi zorluklar çekmiş ve ileride de böyle sıkıntılar yaşamamak için yemin etmiştir. Bir çok filmden alışık olduğumuz gibi George da doğal olarak çok para kazanmak için uyuşturucu işine girer. Ve gitgide daha fazla risk alarak daha çok kazanmaya başlar. Tabi maddi olarak bu kadar hızlı ilerleyen kahramanımız, maneviyatta da aynı hızla gerilemekte böylece iç dünyasında büyük boşluklar doğmaktadır.

Kaptan Phillips – Captain Phillips(2013)

Yönetmen: Paul Greengrass
2009 senesinin Nisan ayında yola çıkan MV Maersk Alabama isimli Amerikan kargo gemisi, Somali’nin doğu kıyılarında korsanlar tarafından saldırıya uğrar. Bu durum Amerikalılar’ın yaklaşık 200 yüzyıldır başına gelmeyen türden bir korsan saldırısıdır. Geminin dümenindeki deneyimli kaptan Richard Phillips, tayfasını kurtarabilmek için kendini rehine olarak feda eder. Korsan grubuyla, özellikle de liderleri Muse ile psikolojik bir savaşın içerisinde yer aldığı bu süreci anlatıyor bu filmi izlerken dünya nın ne kadar acımasız bir yer olduğunu hatırlattı insanların uç yaşamlarını bir kez daha görmemi sağladı kimi varlık içinde bunalımlarda gezer kimi bir dilim ekmek için hayatını ortaya koyar.

Para Avcısı – The Wolf Of Wall Street (2014)

Yönetmen: Martin Scorsese
Jordan Belfort 24 yaşında genç ve hırslı bir adamdır. Para kazanma arzusuyla Wall Street borsasında önce komisyoncu ve ardından Stratton Oakmont adında bir yatırımcı firmasında zengin olmak için her şeyi yapmaya hazır bir CEO olur. 90’ların en hızlı günleridir ve New York işlem salonunda her şey olabilmektedir. Önemsiz tahvillerle birçok yatırımcıyı aldatarak, Belfort kısa zamanda bir para makinasına ve aynı zamanda bir harcama makinasına dönüşür. Bir günde hesapları milyon dolarlarla doldururken o gece hepsini aynı hızda harcayabilir. Profesyonel hayatının yanı sıra uyuşturucu, fahişeler, son derece pahalı lüks fantezilerle dolu kirli bir oyunun içindedir.

Sıkı Dostlar – Goodfellas (1990)

Yönetmen: Martin Scorsese
Sıkı Dostlar, 1990 yılında çekilen, Martin Scorsese’nin yönettiği, Nicholas Pileggi’nin Wiseguy adlı kitabından uyarlanmış, Henry Hill adında bir gangsterin gerçek hikâyesini anlatan filmdir.

Capote (2006)

Yönetmen: Bennett Miller
Capote, 2005 ABD yapımı biyografik filmdir. Film Gerald Clarke’in biyografi kitabı Capoteden esinlenilmiştir ve Truman Capote ismindeki bir muhabirin hayatını anlatmaktadır.

Elçiyi Öldür – Kill the Messenger (2014)

Yönetmen: Michael Cuesta
San Jose Mercury muhabiri Gary Webb’in gerçek hayat öyküsünden yola çıkılan öyküde, Nikarugua’daki isyancılar ve California merkezli uyuşturucu ithalatıyla ilgili olarak CIA ile kurduğu sıkı ilişki sayesinde uyuşturucu trafiğini ifşa eden gazetecinin diken üzerindeki hayatı aktarılıyor.

Sahtekar – Changeling(2009)

Yönetmen: Clint Eastwood
Ağırlıklı işçi sınıfından insanların oturduğu varoş mahallelerinden birinde, Los Angeles banliyölerindeyiz. 1928’in mart ayında, telefon operatörü olarak çalışan anne Christine Collins (Oscar ödüllü Angelina Jolie), sakin bir cumartesi sabahında işe gitmek üzere evden ayrılırken dokuz yaşındaki oğlu Walter ile vedalaşır. Akşam evine döndüğünde her ebeveynin en büyük kabusuyla yüz yüze gelir: Biricik oğlu kayıptır. Polis tarafından çok yoğun bir arama tarama çalışması başlatılır. Ancak küçük Walter en ufak iz bırakmadan ortadan kaybolmuştur.

Lion (2016)

Yönetmen: Garth Davis
Hindistan asıllı 5 yaşında küçük bir çocuk tren vagonunda oturmuş ağabeyinin geri dönmesini beklerken uyuyakalır ve uyandığında artık evinden kilometrelerce uzaktadır. Evinden çok uzakta bir başına bilmediği yerlerde kaybolan küçük çocuğun nasıl geri döneceğine dair hiç bir fikri de yoktur. Calcutta’da Avustralya’lı bir çift, küçük çocuğu evlat edinerek ona sahip çıkarlar ve öz anne babasının verebileceği sevgiyi vermeye çalışırlar. Fakat her şeyin güzel gitmesine rağmen ailesini bulma konusunu saplantı haline getirir ve içinde bulunduğu bu çaresizlik hayatını büyük oranda etkiler.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz